heybeliada deniz lisesi
Heybeliada Heybeliada Tarihi Mekanlar Tarihi Mekanlar

Heybeliada Deniz Lisesi

Heybeliada Deniz Lisesi

Günümüzden yüzyıllar önceye uzanan Prens Adaları hikayesinden geriye kalanlara bakıldığında birçok tarihi miras göze çarpıyor. Zindan kalıntıları, mahzenler, kiliseleler, köşkler… Her biri geçmişe ışık tutan tüm yapılar Prens Adaları’nı süslüyor. Tarihin büyük bölümünde etkin bir yeri olan Prens Adaları arasında ikinci sırada yer alan Heybeliada’nın da sahip olduğu zenginlik yalnızca doğasıyla sınırlı değil. Heybeliada’da bulunan birçok tarihi yapının arasında uzun bir tarihe sahip olan Heybeliada Deniz Lisesi de bulunuyor.

16 ve 17. yüzyılların gelişiyle Osmanlı Devleti artık yalnızca kara imparatorluğu değil; deniz imparatorluğu haline de gelmiştir. Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı Devleti’nde denizciliğe bakışı ve izlenilen politikayı “Denizlere hakim olan cihana hakim olur” cümlesiyle özetlemiştir. Zaman içinde birçok kez ismi ve konumu değişse de Türk milletine hizmet vermiş, bildiğimiz bazı isimlerin de öğrencisi olduğu Heybeliada Deniz Lisesi, 15 Temmuz ardından OHAL döneminde KHK ile kapatıldı. Bu yazımızda; Heybeliada Deniz Lisesi’nin tarihinden, öneminden, kapatılma sürecinden, kapatılmasının ardından geriye kalanlardan ve ticari yönden etkilenen esnaftan bahsedeceğiz.

Heybeliada Deniz Lisesi’nin Tarihi

heybeliada deniz lisesi tarihi

Kuruluşundan, hizmet verdiği son güne kadar Heybeliada ile özdeşleşmiştir. Heybeliada’ya gelirken kıyıda ziyaretçileri karşılayan lise; Türkiye’deki sayılı askeri liselerden biridir. İki adet İstanbul’da, biri Bursa ve son olarak biri İzmir’de bulunan askeri liselerden biri olan Heybeliada Deniz Lisesi’nin tarihi, tıpkı diğer tarihi okullar gibi uzun yıllar öncesine dayanmaktadır. Lisede verilen eğitim detaylı araştırıldığında yalnızca Heybeliada’nın kültür tarihine değil; Osmanlı döneminin de siyasi dünyasına ışık tuttuğu görülmektedir. Cumhuriyet donanmasının en önemli isimlerinin de buradan yetiştiği görülmektedir.

Heybeliada’daki sabit yerinden evvel okulun yeri ve eğitimi konusunda pek çok düzenleme yapılmıştır. Aslında kurumun; Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa tarafından 1773 yılında “Mühendishane-i Bahr-ı Hümayun” adıyla, Deniz Harp Okulu ile birlikte Kasımpaşa Tersanesi’ne kurulduğu bilinmektedir. 1839 yılında Tanzimat Fermanı ile Bahriye Mektebi ismi, yerini “Mekteb-i Bahriye-i Şahane” adına bırakmıştır. Sonraki yıllarda bağlandığı kurumlar değiştikçe ismi de değişen Heybeliada Deniz Lisesi’nin yeri de değişmiştir. 1946 yılının gelmesiyle Heybeliada’da faaliyete yeniden başlayan askeri lise, Heybeliada Deniz Lisesi olarak bu tarihten itibaren hizmet vermiş, Deniz Harp Okulu’na öğrenci yetiştirmiştir.

Tarihte yönetim ve eğitimde çok kez değişiklik ve yenilenmeye gidilen okulda 1853 yılında “idadi” yani lise kısımları açılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında, 1941 ve 1946 tarihleri arasında Mersin’de sürdürülen eğitim daha sonra 1946-1947 yıllarında yeniden Heybeliada’ya taşınmıştır. Heybeliada Deniz Lisesi, 1963 yılında Deniz Harp Okulu bünyesinden ayrılmış; Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığına ait bir binada eğitim vermeye başlamıştır. İki kurumun ayrılmasının ardından Deniz Harp Okulu Tuzla’da eğitim vermeye devam etmiştir.

Heybeliada Deniz Lisesi’nin yapılaşma serüveni içerisinde fiziksel değişikliklere de gidilmiştir. Okulun Maltepe’ye bakan cephesinde, Komutanlık binasının yanından orta bahçeye geçilen boş arazi, lisenin içinde bulunan bir camiye komşuluk etmekteydi. Deniz Lisesi’nin tarihi boyunca, ada yerlilerinin de kullanımına açık olan bu camide bazı düzenlemeler ve yenilikler yapılmıştır. Sultan Abdülmecit döneminde hasar gören ve onarılan minare, 1894 yılında meydana gelen deprem sonucunda tahrip olunca yıkılmıştır. Yerine daha kısa bir cami minaresi yapılmış ve kullanımına devam edilmiştir. Em. Dz. Kur. Kd. Alb. Ferda Anaoğul ile yapılan bir görüşmede, rahatsızlığı nedeniyle sık sık adaya gelen İsmet İnönü’nün 1931 yılındaki talebiyle caminin Deniz Lisesi’nin dışına taşındığı belirtilmiştir. Ancak, bu bilgiyi destekleyecek herhangi bir tarihi belge bulunamamıştır.

2016 yılından itibaren eğitim verme yetkisi bulunmayan lise, günümüzde müze olarak Heybeliada hayatına devam ediyor.

Hatıralar…

Heybeliada Deniz Lisesi, başlı başına bir tarih anlatıyor. Binlerce öğrencinin disiplinli bir eğitimden geçtiği ve burada kısa süre de olsa bir hayat kurdukları okulun her bir köşesi başka bir hikaye anlatıyor. Bu hikayeler de her dönem yeniden şekilleniyor. Lisenin duvarlarında eski komutanların bulunduğu pano, Türk siyasi tarihine ayna tutuyor. Bu panoda Balyoz davasından cezaya çarptırılmış amirallerin fotoğrafları bulunuyor.

Yalnızca fotoğraflar değil, lisenin duvarları da bir anlam taşıyor. Dersliklerin bulunduğu binanın her bir sütunu, bir şairin şiirlerini içeren tabloları taşıyor. Can Yücel, Attila İlhan, Ataol Behramoğlu karşılıyor gelenleri. Ahmet Hamdi Tanpınar’dan ise “Bir Adın Kalmalı” okunuyor bir sütunda.

Yavuz Direği

1973 senesinde, Osmanlı donanmasının tarihi mirası Yavuz gemisinin hurdaya çıkmasından sonra 1974 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan’ın emriyle Heybeliada Deniz Lisesi’ne taşınmıştır. Yapının en önemli ve dikkat çekici noktası ise ev sahipliği yaptığı tarihi bir miras… Lisenin iskelesinde bulunan, I. Dünya Savaşı’na Osmanlı Devleti’nin de katılmasıyla anılan Yavuz Zırhlısı’nın direği, denizcilikle ilgili bayraklarla donatılmış şekilde sergileniyor. Ayrıca, geminin pervaneleri de Gölcük Donanma Komutanlığı’nın binası önünde sergilenmektedir.

Deniz Lisesi Çanı

Deniz Lisesi’nin orta bahçesinde bir çan ve ön yüzünde bir çıpa bulunmaktadır. Çıpanın sol tarafında “B” sağ tarafında ise “N” harfi, arka tarafında ise 1909 tarihi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara ve Ortaköy Ayios Fokas Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı’nın başkanı Yorgo Papalyaris ile yapılan bir görüşmeye göre, çanın bir kilise çanı olduğu ve üzerinde bulunan çıpa motifinin ise gemicileri afetlerden koruyan Aya Nikolas’nın simgesi olduğu öğrenilmiştir ayırca üzerinde bulunan 1909 yılının ise çanın döküldüğü tarih olduğu belirlenmiştir. Çanın üzerine çanı hediye eden kişinin isminin yazılması bir gelenektir. Ancak, bu çanın hediye edildiği dönemde hediye eden kişinin ünlü bir kişi olduğu bilinmekte ve adı – soyadının tamamını yazdırmadığı, yalnızca baş harflerinin eklenmesini yeterli görmesi nedeniyle “B” ve “N” harflerini eklettiği bilinmektedir.

Nejat Gülen’in kaleme aldığı Heybeliada isimli eserde, yapım tarihi bilinmeyen ve Çarşı Kilisesi olarak da bilinen Aya Nikolas Kilisesi’nden bahsedilmektedir. Çanın üzerinde bulunan çıpa motifi de Aya Nikolas’nın simgesi olduğu için B. N. adlı kişinin, çanı 1909 yılında Aya Nikolas kilisesine hediye ettiği tahmin edilmektedir.

Heybeliada Deniz Lisesi Ne Zaman Kapandı?

Türkiye’de bulunan diğer askeri liseler ile beraber, Heybeliada Deniz Lisesi de 15 Temmuz’un ardından 669 sayılı KHK ile, 31 Temmuz 2016 yılında eğitime kapanmıştır. Harp akademileri, askerî liseler ve sınıf okullarının lağvedilmesinin ardından askeri eğitim ise Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde verilmektedir.

Kimler Geldi Kimler Geçti…

Heybeliada Deniz Lisesi’nin mezun listesi bir hayli ilgi çekici. Siyasetten edebiyata, hatta televiyonun renkli dünyasıa kadar birçok tanıdık ismin yolu Heybeliada’dan geçmiş. Bu isimlerden en dikkat çekenler ise edebiyatta Aziz Nesin, Nazım Hikmet, Necip Fazıl; siyasette Fahri Korutürk, Bülent Ulusu, Rauf Orbay, televizyonlardan tanıdıklarımız ise Ali Kırca ve Huysuz Virjin.

Nazım Hikmet ve Necip Fazıl’ın Deniz Lisesi Hikayesi

nazim hikmet bahriye mektebi
Nazım Hikmet Ran

Heybeliada Deniz Lisesi’nde eğitim görmüş yüzlerce ismin içerisinde yakından tanıdığımız hatta şiirlerini okuduklarımız da bulunuyor. Edebiyatın “Mavi Gözlü Dev”i, Türk şiirinin duayenlerinden Nazım Hikmet Ran da Deniz Lisesi mezunları arasında yer alıyor. 25 Eylül 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne kayıt olan Nazım Hikmet, lisenin kayıt defterinde “sarı saçlı, yüzünde çiller olan, koyu mavi gözlü, beyaz tenli bir çocuk” olarak tasvir ediliyor. Deniz Lisesi’ndeki eğitimini 1918 yılında 26 kişi arasından 9. Olarak tamamladıktan sonra Hamidiye Gemisi’nde Güverte Stajyer Subay olarak görev aldı. 1920 yılında ise zatürre ile başlayan sağlık sorunları nedeniyle askerlikten ayrılmak zorunda kalmıştır. Daha sonra ise siyasi hayatın ve dönem iktidarının üzerinde yarattığı baskı nedeniyle hayatına yurtdışında devam etmiştir.

Bir diğer isim ise o dönemde Nazım Hikmet ile çok farklı görüşlere sahip fakat Türk edebiyatına adını kazımış biri Necip Fazıl Kısakürek. Her iki şairin de siyasi görüşü yıllar içinde değişmiş fakat birbirine zıtlıkları her zaman devam etmiştir. Bu durum, Deniz Lisesi’nde geçirdikleri yıllarda da kendini göstermiştir. O dönemde her iki şair de Deniz Lisesi’nde aktif bir yazın hayatı geçirmiştir. Necip Fazıl, “Nihal” isimli dergisinin başındayken; Nazım Hikmet de kendi dergisini çıkarmakta, şiirlerini yazmaktaydı. Necip Fazıl Kısakürek’in “Kafa Kağıdı” isimli eserinde de Nazım Hikmet ile arasındaki ilişkiye yer vermiştir ünlü şair. Aynı okulda birleşen ve birbiriyle karşıt anılan iki isim daha o yıllardan itibaren dikkatleri üzerine çekmişti. Halk arasında iki şair için sağcı ve solcu tartışmalarına noktayı koyan ise Necip Fazıl’ın anılarından ““Yahu sen ne diyorsun? Ben sağcıymışım da, Nazım solcuymuş da, biz düşmanmışız da, yok daha neler, ulan hıyar, biz Nazım ile bütün gün siyaset tartışır; akşam olunca da Beyoğlu’nda kız tavlardık, ne diyorsun sen be!” cümleleridir. Necip Fazıl, mezuniyet sınavı sonrasında Askeri İdare tarafından eğitime bir yıl daha eklenmesi üzerine, sınavlarında boş kağıt vererek okuldan kaydının silinmesini sağlamıştır.

Seyfi Dursunoğlu, Nam-ı Diğer Huysuz Virjin

17 Temmuz 2020 yılında kaybettiğimiz Seyfi Dursunoğlu da Heybeliada Deniz Lisesi’ne yolu düşenlerden. KOAH ve mide rahatsızlıkları nedeniyle yattığı hastanede solunum yetmezliğinden ötürü kaybettiğimiz ünlü ismi hepimiz rengarenk kıyafetleri ile anımsıyoruz. Türk drag queen olarak anılacak karakteri Huysuz Virjin ile Türk televizyon tarihine ve eğlence dünyasına tam bir imza bırakmıştır.

Heybeliada yılları ise onun için zorlu bir dönemi yansıtmaktadır. Babasının isteği üzerine Heybeliada Deniz Lisesi’ne kaydı yapılan Dursunoğlu, zorla gittiği bu okuldan kendini “okuldan attırarak” ayrılmıştır. Deniz Lisesi ile yolu subay olan eniştesinin, Dursunoğlu’nun babasının isteğine yardımı sonucunda kesişmiş, 188 kişinin arasından 188. olarak girdiği okulda geçen 3 senenin ardından ilişiği kesilmiştir. O Eğitimine daha sonra Haydarpaşa Lisesi’nde devam ettiği bilinmektedir.

Dursunoğlu’nun beyaz denizci üniformasıyla Heybeliada vapurundaki hikayesi ise onnu ne kadar titiz biri olduğunu gösterir. Vapurda, üniformasının leke olmaması adına oturduğu yere serdiği mendili ile bir süre “Beyaz Mendil” lakabı ile anımsanmış.

Ali Kırca

Akşam haberlerinden tanıdığımız Ali Kırca’nın da yolu Heybeliada Deniz Lisesi ile kesişmiştir. Üstelik okuduğu yıllarda kendini içinde bulduğu çalkantılı bazı durumlarla zor zamanlar geçirmiş; hayat onu aklında olmayan bir yere getirmiştir.

Maceraperest bir çocuk denilebilecek Ali Kırca’nın daha ileriye açılma tutkusu küçük yaşlarda taşrada gördüğü trenlerden etkilenmesiyle pekişmiş. Makinist olmak isteyen Kırca, o dönemde ailecek geçirdikleri maddi yetersizlikten ötürü yatılı olarak okumak zorunda kalınca, rotayı Deniz Lisesi’ne çevirmişler. Heybeliada Deniz Lisesi’ne girdiği yıllarda henüz yüzme bile bilmeyen Kırca daha sonra Deniz Harp Okulu’nu bitirir. Yalnız tarihsel olarak 1968 – 1969 yıllarına denk gelen bu dönem, teğmenlik yaptığı sırada onun bir sıkıyönetim mahkemesine tanıklığına neden olur. Henüz 23 yaşında, beraber yargılandığı askerlerle beraber Türk Ceza Yasası’nın 146/1. Maddesi gerekçesiyle idamı istenmiştir. 150 kadar sanığın ortak bir bildiri yayınlamasıdır tüm bunlara neden olan. 4.5 aylık bir hapis hayatının ardından bildirinin “Atatürkçü düşüncelerini ortaya koyduğu” anlaşıldığında beraat kararı verilmiştir 150 sanık hakkında. Cezanın gerekçesi “anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak” olan suçlamaların üzerinden geçen 25 senenin ardından bildiriyi asıl yazanın ise Ali Kırca olduğu ortaya çıkar.

Heybeliada Deniz Lisesi’nin ve Deniz Harp Okulu’nun ardından nasıl “Ali Kırca” olabilmiştir? Maddi yetersizlikler nedeniyle öğrenimine devam etmekte zorlanan ve para kazanmak için devamlı çalışmak zorunda olan Kırca, TRT’de gördüğü bir sınav ilanı üzerine Harbiye’de bulunan Radyoevi’ne gider. Sınavın kaçtığını öğrenen Kırca’nın şansı, bir görevlinin “spikerlik sınavı için mi geldiniz?” sorusu ile değişir. Yoğun ve azimle geçen senelerin ardından Ali Kırca, akşam haberlerinin bilindik ve sevilen ismi olmuştur.

Devlet Büyükleri

Cumhuriyet’imizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde, Deniz Lisesi’nde öğrenci olmuş ve ilerleyen senelerde devletin ve ordunun üst kademelerinde görev almış birçok isim vardır. Başbakan Bülent Ulusu, Deniz Kuvvetleri Komutanları Oramiral Hilmi Fırat, Kemal Kayacan, Celal Eyiceoğlu, Zahit Atakan, bunlardan bazılarıdır. Fahri Korutürk ve Rauf Orbay, Atatürk’ten önce burada öğrenci olmuş ve büyük görevler almış isimlerdir.

Kapanmanın ardından Heybeliada

heybeliada deniz lisesi 1773

Heybeliada Deniz Lisesi, yalnızca askeri eğitimde öne çıkan bir kurum değil, aslında Heybeliada’nın sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısına destek veren bir yapı olarak uzun yıllar boyunca adadaki aktifliği sağlamıştır. Heybeliada’daki insan trafiğini bir şekilde artıran lisenin kapatılmasıyla, Heybeliada esnafı da zor duruma düştü. 31 Temmuz 2016’dan itibaren, Heybeliada da yeni bir dönemin içine sürüklendi. Bine yakın öğrencisiyle ve çocuklarını ziyarete gelen ailelerle canlı kalan Heybeliada ekonomisi de tıpkı adanın sosyal yaşamı gibi sakinleşti.

Kış aylarında esnafın durumu, lisenin öncesi ve sonrasında özellikle belirgin bir farklılık göstermiştir. Zaten insan popülasyonu az sayılabilecek adadan lisede yatılı okuyan öğrencilerin ve ailelerinin sirkülasyonu da çekilince ada sessizliğe büründü. Ekonominin çalkantılı geçirdiği bir dönem ardından esnaf kendini toparlamaya başlasa da gelirlerinde büyük azalmalar meydana geldi. Kent Konseyi Kadın Kolları Başkanı Nesrin Karanfil, Heybeliada esnafının durumu hakkında “Bu kış gerçekten çok kötü geçti. Birçok esnaf burada işini yapamadı. Lisenin kapanmasıyla birçok memur Tuzla’ya gitmek zorunda kaldı. İlk defa bu bayram bir iki aylık gelir kazanacak duruma geldiler” açıklamasını yaptı. Yalnızca bununla da sınırlı değil etkileri, aileleri ekonomik açıdan sıkıntıya sokacak çözümler şu an tek çare olarak uygulanmakta. Heybeliada Spor Kulübü’nde yeterli alan bulamayan öğrenciler karşı kıyıda bulunan Kartal’a gitmek zorunda kalıyor. Aileler ise çocukları götürüp getirmenin zorluğundan bahsediyor.

Ada sakinleriyle yapılan röportajlarda, Heybeliada Deniz Lisesi’nin dispanserine gidilebildiğini, adalı çocukların Deniz Lisesi’nin havuzunda yüzebildiğini, sineması ve futbol sahası olan okulun imkanlarından yararlanabildiklerini anlattı. Yalnızca Heybeliada’nın kendi içinde sosyalliği değil, adalar arası etkileşim de kaybedilmişti Deniz Lisesi’nin ardından. Etnik ve dini köken açısından oldukça zengin olan Prens Adaları’nda adalar arası etkileşim, kültür ve sosyal hayatın canlılığı açısından önemliydi. Heybeliada Deniz Lisesi aslında adalıları evlilik telaşına da bir nevi şahit oluyordu. Adadaki evlilik ve aile inşası olaylarında Deniz Lisesi’nin etkisi yadsınamayacak bir gerçekti.

Yalnızca insan hayatı değil, küçük dostlarımızın da hayatı büyük ölçüde etkilendi. Nesrin Karanfil, Heybeliada Deniz Lisesi’nin sokak hayvanlarının beslenmesinde zincire nasıl katkı sağladığını “Askeriyenin kalabalık olması hayvanlar için de çok faydalı oluyordu. Belediye araçlarıyla askeriyeye giderek atık yemekleri alıyorduk. Hepsi birbirine bağlı sorunlardan dolayı hayvanlar ciddi açlık sorunlarıyla karşılaştı”cümleleriyle anlatmıştır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir